Olmak. Bizim için dans etmek sadece “olmak”tır. Orada, o anda olmak. Geçmişteki, şu anki ve şu ana kadarki halinle. Yürüyüşünle…
Yaşadığın yerler ve sokaklarla, tanıdığın insanlarla. Kişiliğinle. Çünkü birine sarıldığında ona o an orada “olanın” sen olduğunu göstermelisin. Bu ister bir gösteri, ister bir ders ya da milonga olsun. “Olmak”. Havaya gir. Kendini bırak. Ve her şeyden önemlisi… Kendini oyuna bırak. Bizim asıl yapmaya çalıştığımız da bu. Ama bu oyunu ciddi oynamalı. Dikkatli, içten, kendini adayarak oynamak. Bedeni aynı zamanda da zihni çalıştırmak. Bu anlamda birbirimizi tamamlıyoruz. Rocio dans ederken netlik ve düzgün bir teknik istiyor. Ancak sadece tekniğin kendisi değil, müzikle rahatça bütünleşmeyi, kendini bırakmayı sağlayabilen hatta sana hata yapma şansı tanıyan bir şey. Bruno’nun bana hissetirdiği bu. Dans ederken keyif alabileceğim basit, net bir alfabe. O anın rahatlığı içinde dans etmek. Aradığımız şey bu. O gün nasıl hissediyorsan öyle dans etmek. Doğal, olduğun gibi, kasılmadan dans edebilmek. Bunu yaparken de gereken şeylere sahip olmak. Ve bunu gözünde büyütmemek. Çünkü tango yapmak için kafa patlatmaya gerek yok. Değil mi ?

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *