Her Kasım ayın 10’unda da tüm Türk halkı Atatürk’ü şükranla, sevgiyle ve sonsuz bir saygıyla anmaya devam edecektir. 10 Kasım 1938’de dünya tarihinde ender görülen büyük lider M.K. Atatürk sonsuz yolculuğuna uğurlanmış olsa da yaptıklarıyla hep var olmaya devam edecektir. Bu nedenle de hep ölümsüz kalacaktır. Tarihçi ve araştırmacı değilim sadece bildiklerim, okuduklarım ve duygularımla onu kalemim yettiği kadar anlatabilirim. O öyle bir değer ki aslında anlatmaya ömrüm yetmez sadece değinebilirim. Değinmek istediğim konu ise eğer bugün Türkiye dans ediyorsa öncülüğünü yine Atatürk yapmıştır. Nasıl mı? Bir araştırma yazısından yapmış olduğum özet bir alıntı ile değineyim: “ Atatürk Avrupa seyahatleri sırasında Vals ve Tango ile tanışıyor. Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda ise cumhuriyetin bir bayram gibi kutlanılmasını ve kutlamaların bir gelenek haline getirilmesini istiyor. Bunun da ancak dans ile olabileceğini bildiriyor…

İlk Cumhuriyet Balosu’na katılacak kişilerin Atatürk dansla tanışmasını sağlıyor…
Evet ama Atatürk o zaman fark ediyor ki çevresinde yeterince dans bilgisine sahip kişiler yok. O sırada görev yapmakta olan İstanbul Valisi, bu konuşmalara şahit oluyor ve dans hakkında İstanbul’da bilgi sahibi insanların olduğunu ve bu konu ile yakından ilgilenebileceğini iletiyor. Bir gayrimüslim, o zamanlar İstanbul’da dans dersleri veriyor. Bu kişi Ardaş Panosyan’dır. Ankara’da bir dans kursu açılıyor ve Panosyan Ankara’ya davet ediliyor. Ankara’daki belli ailelere dans dersi vermeye başlıyor. Türkler de Tango ve Vals ile bu sayede tanışıyorlar ve Tango da Türk cemiyet hayatının vazgeçilmezleri arasındaki yerini alıyor.”

Tango’nun anavatanı Arjantin’dir. Bedensel iletişimi ise evrensel olup Türkiye’de de Atatürk ile başlamıştır. Eğer bugün bu güzel dansı paylaşabiliyorsak ve başarılara taşıma imkanımız varsa bu büyük lidere borçluyuz. Tabii ki süreç içerisinde Avrupalaşan Tango, yine Arjantin Tango haline dönüşürken büyük bir yol alarak günümüze kadar gelmeyi başardı. Bu başarıda değerli eğitmenlerin katkıları da büyük oldu. Fakat anlatmaya çalıştığım bu değil. Asıl anlatmak istediğim cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllarda henüz birçok yeniliğe alışmaya çalışan bir Türkiye nasıl oldu da dansı ve Tango’yu bu kadar çabuk kabullenebildiğidir. İşte bu başarının altında dahiyane bir zihin, büyük bir lider bulunmaktadır. Bu süreçteki dik duruşu ve ikna yeteneği az rastlanır bir özellik olsa gerek.

Hatta bu yazının devamında şöyle bir yazıyla karşılaştım ve muhakkak paylaşılıp yayılması gerektiğini düşündüğümden aynen aktarıyorum:                                                                                            “Çağdaş Tango’nun yeni yüzü olarak tanınan Ensamble Nuevo Tango grubu üyelerinin Atatürk hayranı oldukları ortaya çıktı.​ Buenos Aires’in gelenekseli ile moderni buluşturan çağdaş Tango’nun yeni yüzü olarak tanınan Ensamble Nuevo Tango grubun kurucusu Ezekiel Lezama verdiği röportajlarda sık sık Atatürk hayranlığını dile getiriyor. Türk insanının Tango’ya yakınlığına şaşırdığını ifade eden Ezekiel “Duyduğuma göre burada yaklaşık 25 milonga varmış. Bence bu gelişme kadının toplumdaki yerini cesaretlendiren Atatürk’ün insiyatifiyle başladı ve bu zarif dansa ilk motivasyonu yine o yarattı” diyor.

Dev  liderin diğer başarılarının arasında küçücük gibi görünse de, dansı Türk halkına sevdirmenin bugün için bile nasıl önemli olduğunu bu röportajdan çıkarmak mümkündür. Ezekiel Lezama’nın dediği gibi kadının toplumdaki yerini cesaretlendirmeye bir nebze de olsa katkısı olduysa bence bu büyük bir başarıdır.Bu başarıyı daha da şahlandırmak ve Ata’mıza vefa borcumuzu ödemenin de sanırım en güzel yolu büyük ve görkemli geceleri düzenlemekle olmalıdır. Tek bir çatı altında birlik ve beraberlik içerisinde reklam kokmayan sadece amacına hizmet edebilecek balo tadında Cumhuriyet kutlamaları ve 10 Kasım ölümsüzlüğün anısına Milonga geceleri diliyorum. Belki bu yazım ile sesimi duyan değerli eğitmenler, organizatörler, Türkiye Dans Sporları Federasyonu’nun  katkılarıyla böyle bir organizasyon için önümüzdeki yıllarda girişimde bulunurlar.

Düşünsenize İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde tüm dans okulların birleşimi ile devasa, görkemli, ihtişamlı özel bir balonun tertip edildiğini… Hatta Ata’mızın anısına Zeybek gösterisinin de içerisinde yer aldığı Tango konseptine  uygun şık giysilerle gelinen salonun güne uygun süslendiği ve müziğin akışıyla hayat bulduğu…Olamaz mı? Pekala olur yeter ki isteyelim yeter ki egolar aşılsın ve tek yürek olunsun.  Sen nurlar içinde yat eşsiz değerimiz. Biz hep yolunda, tuttuğun ışık doğrultusunda ilerleyeceğiz. Dansımızı, bilgilerimizi ve tecrübelerimizi aldığımız ilham ve güçle gençlere asıl hedefin olana, geleceğimize elimizden geldiğince aktarmaya devam edeceğiz. Sonsuz saygılarımızla.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *